Balkanlar

Priştine ve Prizren’de 3 Gün: Osmanlı İzleri, Kahve Molaları ve Lezzet Durakları

Balkanlar denildiğinde çoğu kişinin aklına önce Bosna Hersek, Karadağ ya da Arnavutluk geliyor. Oysa Avrupa’nın en genç devletlerinden biri olan Kosova, tarih boyunca farklı kültürlerin izlerini taşıyan sokakları, Osmanlı’dan kalan eserleri, canlı kahve kültürü ve sıcakkanlı insanlarıyla keşfedilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Kosova ilk bakışta gösterişli bir Avrupa başkenti gibi görünmeyebilir. Ancak birkaç saat içinde sizi kendine bağlayan şey tam da bu oluyor; gösteriş yerine samimiyet, kalabalık yerine sakinlik ve tarih ile günlük yaşamın iç içe geçmiş olması.

Kosova’ya gitmeden önce aklımızdaki soru işaretleri oldukça fazlaydı. Güvenli miydi? Kaç gün yeterdi? Priştine dışında görülmeye değer yerler var mıydı? Yemekleri nasıldı?

Dört günün sonunda ise bavulumuz yalnızca birkaç hediyelik eşya ile değil; güzel kahveler, lezzetli sofralar, sonbaharın renklerine bürünen sokaklar ve beklediğimizden çok daha sıcak bir Balkan ülkesiyle tanışmanın güzel anılarıyla doluydu.

Bu rehber, 5-8 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz Kosova seyahatindeki gerçek deneyimlerimize dayanıyor. Yazıda yer alan restoran önerileri, market fiyatları, ulaşım bilgileri ve gezi notları tamamen kendi tecrübelerimizden oluşuyor. Eğer siz de Priştine ve Prizren’i kapsayan kısa ama dolu dolu bir Balkan rotası planlıyorsanız, bu rehber size yol gösterecektir. Yani en azından öyle umuyorum.


Kosova Hakkında Kısa Bilgiler

BilgiDetay
BaşkentPriştine
Para BirimiEuro (€)
Resmî DillerArnavutça, Sırpça
TürkçeÖzellikle Prizren’de yaygın
VizeTürk vatandaşları için vizesiz
Kart KullanımıRestoran ve kafelerde büyük ölçüde geçerli

Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Kosova Güvenli mi?

Kendi deneyimimiz açısından cevap oldukça net: Evet.

Hatta en güvenli şehirler arasında geçiyor. Priştine’de gündüz de akşam saatlerinde de kendimizi güvende hissettik. Şehir merkezi oldukça hareketliydi ve özellikle Mother Teresa Bulvarı çevresi günün büyük bölümünde insanlarla doluydu. Elbette her şehirde olduğu gibi temel seyahat kurallarını uygulamakta fayda var; değerli eşyalarınıza dikkat etmek ve gece geç saatlerde tenha bölgelerden kaçınmak gibi. İhtiyatı hiç bir zaman elden bırakmamak gerekiyor.


Kosova Pahalı mı?

Euro kullanılıyor olması ilk başta “Acaba pahalı mıdır?” sorusunu akla getiriyor. Fakat bizi en çok şaşırtan konulardan biri fiyatlar oldu. Restoranlar, kahveciler ve marketler; Batı Avrupa ile kıyaslandığında oldukça uygun. Özellikle kahve fiyatları ve porsiyon büyüklükleri bizi memnun etti. Market fiyatları çıldırttı. İnsanlar uygun fiyatlara ne kadar kaliteli şeyler alabiliyor onu net gördük.


Hangi Mevsimde Gidilmeli?

Biz Kosova’yı Ekim ayında ziyaret ettik. Bence sonbahar, ülkeyi görmek için en güzel dönemlerden biri. Sarıya ve kırmızıya dönen ağaçlar Priştine’ye ayrı bir hava katıyor. Amaaaa…. İlkbahar bence en favori zaman olabilir. Özellikle Prizren.

Ancak şunu da söylemeden geçemem. Sabah ve akşam saatleri düşündüğümüzden çok daha serindi. Özellikle rüzgâr etkisini ciddi şekilde hissettiriyor. Ayrıca bir de üstüne yağmur yağarsa, üzgünüm donuyorsunuz.


Trafik Beklediğimizden Yoğundu

Kosova küçük bir ülke olabilir ama özellikle Priştine’de trafik hiç de küçük şehir trafiği gibi değil. İstanbul’dan gelen biri olarak bile bazı saatlerde şaşırdık. Sabah işe gidiş ve akşam iş çıkışı saatlerinde ana caddelerde ciddi yoğunluk oluşuyor. Bu nedenle şehir içinde kısa mesafeler için yürümek çoğu zaman daha pratik oluyor.


Kosova’ya Ulaşım

Biz Kosova seyahatimizi Pegasus Havayolları’nın İstanbul-Priştine uçuşuyla gerçekleştirdik.

  • Gidiş: 5 Ekim 2025 – 15.15
  • Dönüş: 8 Ekim 2025 – 17.30

Priştine Uluslararası Adem Yaşari Havalimanı şehir merkezine yaklaşık 18 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Havalimanından merkeze taksiyle ulaşım oldukça kolay. Eğer birkaç kişi seyahat ediyorsanız maliyet açısından da mantıklı bir seçenek oluyor.Biz transfer hizmetini doğrudan otelimizden ayarladık. 20 Euro karşılığında havalimanından alındık. Açıkçası ilk gün bavullarla uğraşmamak bizim için iyi bir tercih oldu. Bir de Monaco Café’ye yürüyüş mesafesinde olması bonus. 😊


Nerede Konakladık?

Bu seyahatte Hotel Real‘de konakladık. Otelin en sevdiğimiz yanı kesinlikle konumuydu.

NEWBORN Anıtı, Bill Clinton Bulvarı ve Rahibe Teresa Katedrali gibi şehrin önemli noktalarına yürüyerek ulaşabildik. Şehir merkezinde konaklamak, Priştine’yi keşfetmeyi oldukça kolaylaştırdı. Akşam yemeği sonrası yürüyüş yapmak ya da sabah erkenden bir kahve içmek için de güzel bir başlangıç noktasıydı. Monaco özellikle 🙂


Priştine: İlk İzlenimler

Priştine ,kendini yavaş yavaş sevdiren şehirlerden biri bence. İlk bakışta modern binalar, geniş bulvarlar ve hareketli trafik dikkat çekiyor. Ancak yürümeye başladıkça Osmanlı’dan kalan camiler, küçük meydanlar, kahve dolu teraslar ve sokakta Türkçe konuşan insanlarla karşılaşınca şehir bambaşka bir kimliğe bürünüyor.

Bizi en çok şaşırtan şeylerden biri kahve kültürüydü. Sabah saatlerinde neredeyse her kafenin dolu olduğunu görmek mümkündü. İnsanlar acele etmeden kahvelerini içiyor, sohbet ediyor ve güne sakin bir başlangıç yapıyordu.

Bir başka hoş detay ise şehir merkezinin yürüyerek rahatça gezilebilmesi oldu. Gezilecek birçok nokta birbirine oldukça yakın olduğu için bir araca ihtiyaç duymadık.


NEWBORN Anıtı

Priştine’nin en ikonik simgesi hiç kuşkusuz NEWBORN Anıtı. 2008 yılında Kosova’nın bağımsızlığını ilan ettiği gün açılan bu anıt, yalnızca büyük harflerden oluşan modern bir sanat eseri değil; aynı zamanda ülkenin bağımsızlığının sembolü. En ilginç özelliği ise her yıl farklı bir tasarımla yeniden boyanması. Bu nedenle bugün gördüğünüz NEWBORN, birkaç yıl sonra tamamen farklı görünebilir. Anıtın çevresi gün boyunca oldukça hareketli. Gençler burada buluşuyor, turistler fotoğraf çekiyor ve sokak sanatçıları zaman zaman performans sergiliyor.

📷 Fotoğraf İpucu: Sabah erken saatlerde ziyaret ederseniz hem kalabalık daha az oluyor hem de yazı üzerindeki detayları daha rahat fotoğraflayabiliyorsunuz.


Bill Clinton Bulvarı

Kosova’da yürürken sizi en çok şaşırtacak yerlerden biri muhtemelen Bill Clinton Bulvarı olacak.Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın adını taşıyan bu geniş cadde ve bronz heykeli, ilk bakışta birçok ziyaretçiyi şaşırtıyor.Bunun nedeni, 1999 yılında NATO’nun Yugoslavya’ya yönelik müdahalesi sırasında ABD’nin oynadığı rol. Kosova’da birçok kişi Bill Clinton’ı ülkenin bağımsızlık sürecinde önemli bir figür olarak görüyor ve bu nedenle ona duyulan saygı şehirde açıkça hissediliyor. Bulvar boyunca yürürken modern mağazalar, kafeler ve restoranlarla karşılaşıyorsunuz. Tarih ile günümüz şehir yaşamının iç içe geçtiği ilginç noktalardan biri diyebilirim.


Heroinat Anıtı

Priştine’de bizi en çok etkileyen yapılardan biri ise Heroinat Anıtı oldu. İlk bakışta büyük bir kadın portresi gibi görünen bu eser, yakından incelendiğinde binlerce madalyadan oluşuyor. Anıt, 1998-1999 Kosova Savaşı sırasında büyük fedakârlık gösteren kadınlara ithaf edilmiş. Savaşın görünmeyen kahramanlarını simgeleyen bu eser, yalnızca estetik bir çalışma değil; aynı zamanda güçlü bir toplumsal hafıza mekânı. Anıtın önünde birkaç dakika durup hikâyesini öğrendikten sonra, gördüğünüz şey yalnızca metal parçalar değil; bir ülkenin yakın tarihine dair güçlü bir anlatı oluyor.

Rahibe Teresa Katedrali (Mother Teresa Cathedral)

Priştine’nin modern yüzünü temsil eden yapılardan biri de Rahibe Teresa Katedrali. Kosova’nın en tanınmış isimlerinden biri olan Rahibe Teresa’nın adını taşıyan bu katedral, şehrin merkezinde yükseliyor. Dışarıdan oldukça sade görünen yapı, içeri girdiğinizde yüksek tavanı, geniş nefleri ve renkli vitraylarıyla huzurlu bir atmosfer sunuyor. Katedralin bulunduğu meydan günün her saatinde canlı. Çevresinde kafeler, banklar ve yürüyüş yolları bulunuyor. Özellikle sonbaharda sararan ağaçlarla birlikte çok güzel kareler yakalamak mümkün.

📷 Fotoğraf İpucu

Katedrali en güzel açıyla fotoğraflamak için karşı kaldırıma geçip geniş açı kullanabilirsiniz.


Fatih Sultan Mehmed Camii

Priştine’nin tarihi merkezine doğru yürüdüğünüzde şehir bir anda değişmeye başlıyor. Modern binaların yerini taş sokaklar ve Osmanlı döneminden kalan yapılar alıyor. Bunların başında ise Fatih Sultan Mehmed Camii geliyor. 1461 yılında inşa edilen cami, Kosova’daki en önemli Osmanlı eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. İçeri girdiğinizde ahşap detaylar, kalem işi süslemeler ve sade mimari dikkatinizi çekiyor. Avluda oturup etrafı izlemek ise şehir temposundan kısa süreliğine uzaklaşmak için güzel bir fırsat. Balkan şehirlerinde en sevdiğimiz şeylerden biri de bu oldu. Birkaç dakika önce modern bir bulvarda yürürken birkaç sokak sonra kendinizi 500 yıllık bir Osmanlı eserinin avlusunda bulabiliyorsunuz.


Yaşar Paşa Camii

Priştine’de mutlaka görülmesi gereken bir diğer tarihi yapı ise Yaşar Paşa Camii. Şehir merkezinin kalabalığından biraz uzak kalan bu cami, daha sakin bir atmosfere sahip. Taş duvarları, küçük avlusu ve çevresindeki eski yapılar sayesinde Priştine’nin geçmişini daha yakından hissettiriyor. Turistik kalabalığın az olması da hoşumuza gitti. Burada birkaç dakika geçirirken sadece fotoğraf çekmek yerine çevreyi dinlemek çok daha keyifliydi.


Saat Kulesi

Priştine’nin Osmanlı döneminden kalan simgelerinden biri de Saat Kulesi. Şehirde yürürken fark etmeden önünden geçebilirsiniz. Çok büyük ya da gösterişli olmasa da tarihi atmosferi tamamlayan yapılardan biri. Yakın çevresinde eski Priştine sokaklarını keşfetmek de oldukça keyifli.


Kosova Ulusal Müzesi

Kosova’nın yakın tarihini daha iyi anlamak isteyenler için en doğru duraklardan biri. Müze, Osmanlı döneminden başlayarak Yugoslavya yılları ve bağımsızlık sürecine kadar uzanan geniş bir koleksiyona sahip. Eğer Kosova’nın neden bu kadar genç bir ülke olduğunu daha iyi anlamak istiyorsanız buraya biraz zaman ayırmanızı öneririm.


Kosova Ulusal Kütüphanesi

İtiraf edelim… Bu binayı ilk gördüğümüzde ne düşündüğümüze karar veremedik.

Kimileri uzay üssüne benzetiyor. Kimileri modern sanat eserine. Kimileri için ise “Dünyanın en çirkin binası.” Ama kesin olan bir şey var. Unutulmuyor. 1982 yılında açılan Kosova Ulusal Kütüphanesi, Balkanlar’ın en sıra dışı mimari yapılarından biri. Yapının üzerinde tam 99 kubbe bulunuyor.

Bu kubbelerle ilgili farklı yorumlar var.

Bir görüşe göre insan beynini temsil ediyor. Başka bir görüş ise Arnavutların geleneksel beyaz keçeden yapılan başlığı Plisi‘ni simgelediğini söylüyor. Bütün bina metal örgüyle kaplanmış durumda. İlk bakışta garip gelse de birkaç dakika inceledikten sonra bu mimarinin neden bu kadar konuşulduğunu anlıyorsunuz. Belki dünyanın en güzel binası değil. Ama kesinlikle en ilginçlerinden biri.

📷 Fotoğraf İpucu

Binanın tamamını kadraja sığdırmak için biraz geriye çekilip geniş açı kullanmanız gerekiyor.


Priştine’de Kahve Kültürü

Kosova’da bizi en çok şaşırtan şeylerden biri kahveydi. Balkanlar’da kahvenin önemli olduğunu biliyorduk ama Priştine’de bunun günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu görmek oldukça keyifliydi. Sabah saat dokuzda kafelerin büyük bölümü dolmaya başlıyor. İnsanlar işe gitmeden önce kısa bir espresso içiyor. Kimileri bilgisayarını açıyor. Kimileri gazetesini okuyor. Kimileri ise sadece arkadaşlarıyla sohbet ediyor. Hiç kimsenin acelesi yok gibi.

İşte Priştine’nin en sevdiğimiz tarafı da buydu. Şehir telaşlı görünse de insanlar yaşamayı biliyor.


Prizren: Kosova’nın Kalbi

Eğer bana Kosova’da sadece tek bir şehir görebileceksin deseler… Hiç düşünmeden Prizren derim. Priştine modern yüzüyle dikkat çekiyor. Ama Prizren… İnsan daha otobüsten iner inmez farklı bir atmosfere geçtiğini hissediyor.

Dar taş sokaklar. Osmanlı evleri. Köprüler. Minarelerden yükselen ezan sesi. Nehir kenarında kahve içen insanlar. Ve tepede bütün şehri izleyen kale. İlk dakikadan itibaren “İyi ki gelmişiz.” dedirten şehirlerden biri.


Priştine’den Prizren’e Nasıl Gidilir?

Biz toplu taşımayı tercih ettik. Priştine Otobüs Terminali’nden neredeyse her 15 dakikada bir Prizren’e otobüs kalkıyor. Bizim gittiğimiz dönemde otobüsler 6 numaralı perondan hareket ediyordu. Biletinizi otobüsün içinde alıyorsunuz. Ücreti ise 5 Euro. Yolculuk yaklaşık 1 saat 50 dakika sürüyor. Yol boyunca birçok noktada yolcu indirip bindiriyorlar. Bu da yolculuğa ayrı bir Balkan havası katıyor. 😀


İlk İzlenim

Prizren’e girer girmez dikkatimizi çeken ilk şey… Türkçe. Evet.

Sokakta yürürken birçok kişinin Türkçe konuştuğunu duyuyorsunuz. Restoranlarda. Kafelerde. Marketlerde. Hatta bazı dükkân tabelalarında bile Türkçe ifadeler görmek mümkün. Bu yüzden şehirde yabancılık hissetmiyorsunuz. Sanki Balkanlar’da küçük bir Anadolu şehrindeymişsiniz gibi.


Şadırvan Meydanı

Prizren’in kalbi. Şehrin bütün yolları sanki burada birleşiyor. Çevresi restoranlarla, kafelerle ve tarihi yapılarla çevrili. Biz uzun süre burada oturup etrafı izledik. En güzel yanı ise acele eden kimsenin olmaması. İnsanlar saatlerce kahve içiyor. Sohbet ediyor. Çocuklar meydanda oynuyor. Turistler yani bizler fotoğraf çekiyor. Şehir bütün telaşını burada unutuyor gibi.


Taş Köprü

Şadırvan Meydanı’nın hemen yanında bulunan tarihi taş köprü, Prizren’in simgelerinden biri. Köprüden baktığınızda nehir boyunca uzanan tarihi evleri ve tepedeki kaleyi aynı kareye sığdırabiliyorsunuz. Bence Prizren’in en güzel fotoğraf noktası burası.

📷 Fotoğraf İpucu

Öğleden sonra güneş arkanıza geldiğinde köprüden çok güzel şehir manzaraları yakalayabilirsiniz.


Sinan Paşa Camii

Meydanın en dikkat çeken yapılarından biri. 1615 yılında inşa edilen cami, Prizren’in siluetini oluşturan eserlerden. İç mekândaki kalem işleri oldukça etkileyici. Şadırvan Meydanı’nda otururken sürekli gözünüz bu camiye kayıyor.


Prizren Kalesi

Şehrin hemen üzerinde yükselen kale biraz yürüyüş gerektiriyor. Ama çıktığınıza kesinlikle değiyor. Yukarıdan baktığınızda kırmızı çatılar, Bistriça Nehri, taş köprü ve minareler aynı manzarada birleşiyor. Bizim için Kosova seyahatinin en güzel manzaralarından biri burasıydı. Eğer hava açıksa Şar Dağları’nı da uzaktan görebiliyorsunuz.


Şairler Şehri

Prizren için söylenen çok güzel bir söz var.

Âşık Çelebi, meşhur Meşâirü’ş-Şuarâ adlı tezkiresinde Rumeli coğrafyasındaki şairlerden övgüyle bahsederek “Prizren’de bir oğlan doğsa adından önce mahlas koyarlar. Yenice’de doğan oğlan papa diyecek vakit Farsça söyler. Priştine’de oğlan doğsa kalemi belinde doğar, derler. Yani Prizren, şair menbası; Yenice, Farisi ocağı; Priştine, kâtip yatağıdır.”

Bu söz, Osmanlı yazarı Âşık Çelebi’ye atfediliyor ve şehrin edebiyatla anılan geçmişini anlatıyor. Gerçekten de Prizren’i gezerken insana şiir yazdıracak kadar romantik bir atmosfer hissediliyor.


Prizren Hakkında Küçük Notlar

📍 Osmanlı dokusunu en iyi koruyan Balkan şehirlerinden biri.

📍 Birçok kişi Amasya’ya benzetiyor.

📍 Arnavutluk sınırına oldukça yakın.

📍 Priştine’ye göre biraz daha turistik olduğu için restoran fiyatları da biraz daha yüksek.

📍 Türkçe konuşan insan sayısı şaşırtıcı derecede fazla.

Kosova’da Ne Yenir? Denediğimiz Lezzetler ve Restoran Önerileri

Kosova mutfağı, Balkan ve Osmanlı mutfağının izlerini taşıyor. Et yemekleri, hamur işleri, yoğurtlu lezzetler ve fırın kültürü oldukça güçlü. Porsiyonlar doyurucu, fiyatlar ise birçok Avrupa ülkesine göre oldukça uygun.

Eğer Kosova’ya gidiyorsanız aşağıdaki lezzetleri mutlaka deneyin.

  • Fliya
  • Elbasan Tava
  • Mantia
  • Kaymaklı Köfte
  • Kosova Sucuğu
  • Trileçe
  • Börek
  • Ayran yerine içilebilir kıvamda yoğurt

Nerede Ne Yenir?

📍 Shaban Grill House

Eğer et seviyorsanız burayı listenizin en üstüne yazabilirsiniz. Bizim favorimiz kesinlikle kaymaklı köfteleri oldu. Yumuşacık köftelerin altında kaymak, ilk başta alışık olmadığımız bir kombinasyon gibi görünse de ilk lokmadan sonra neden bu kadar sevildiğini anlıyorsunuz. Kaymak bizim bildiğimiz market kaymaklarından değil, ön yargı ile yaklaşmayınız rica ediiiciim.

Bir diğer önerimiz ise Kosova sucuğu. Türkiye’de alışık olduğumuz sucuktan biraz farklı; daha yoğun baharatlı ve kendine özgü bir aroması var. Ama aşırı lezzetli.

Yanında servis edilen yoğurt ise bizim bildiğimiz ayrandan daha yoğun ama içilebilecek kıvamda. Et yemeklerinin yanında oldukça iyi gidiyor.

Puanım: 5/5

💶 Fiyat: €€


📍 Tiffany

Priştine’de yerel halkın en çok tercih ettiği restoranlardan biri. Hatta akşam saatlerinde rezervasyonsuz yer bulmak oldukça zor olabiliyor. Burada mutlaka denemenizi önerdiğimiz yemek Elbasan Tava. Yumuşacık pişmiş eti ve üzerindeki yoğurtlu sos gerçekten çok başarılıydı.

Başlangıç olarak gelen mezeler de oldukça zengin. Tek küçük uyarımız var. Kosovalılar sohbet etmeyi gerçekten seviyor. Dolayısıyla restoran oldukça hareketli ve zaman zaman gürültülü olabiliyor. Ama bu da aslında yerel atmosferin bir parçası.

Puanım: 4.8/5


📍 Mama Mantia

Kosova seyahatimizin en unutulmaz duraklarından biri. Buraya tek bir şey yemek için değil, küçük bir Balkan ziyafeti yapmak için gidin.

Bizim önerilerimiz:

✔ Fliya

✔ Mantia

✔ Ispanaklı mısır böreği

✔ Trileçe

✔ Çay

Özellikle Fliya, Balkan mutfağının en özel lezzetlerinden biri. İncecik katmanlardan oluşan bu geleneksel hamur işi, yoğurtla birlikte servis edildiğinde bambaşka bir tat ortaya çıkıyor.

Trileçesi ise şimdiye kadar yediklerimiz arasında en başarılı olanlardan biriydi.

Puanım: 5/5


📍 Destan Burek

Balkanlarda güne börekle başlamanın ne kadar normal olduğunu burada anladık. Sabah saatlerinde içerisi sürekli dolup boşalıyor. Bir porsiyon börek yaklaşık 1,5 Euro. Hem ekonomik hem de oldukça doyurucu. Özellikle sabah erken saatlerde gidiyorsanız sıcacık çıkmış börekleri yakalama şansınız oluyor.

Puanım: 4 /5


Priştine Kahve Rehberi ☕

Eğer beni tanıyorsanız, bir şehri değerlendirirken kahvenin benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Kosova bu konuda beklentimizin çok üzerine çıktı. İnsanlar sabah işe başlamadan önce uzun uzun kahve içiyor.


☕ Monaco

NEWBORN Anıtı’nın hemen arkasında yer alıyor. Sabah saatlerinde burada oturmak ayrı bir keyif. İşe gitmeden önce kahvesini içen insanlar, gazetesini okuyan yaşlılar ve arkadaşlarıyla sohbet eden gençler… Şehri tanımak için bundan daha güzel bir ortam düşünemiyorum. Kahvesini de oldukça başarılı bulduk.

⭐⭐⭐⭐⭐


☕ Mikel Coffee

Türkiye’de de şubeleri bulunan Mikel’in Kosova’daki kahvelerini çok beğendik.

Espresso bazlı kahveleri oldukça dengeliydi. Eğer gün içinde hızlı bir kahve molası vermek isterseniz güzel bir tercih olabilir.

⭐⭐⭐⭐⭐


☕ Soma Book Station

Burası tam anlamıyla benim tarzım bir mekân. Akşam saatlerinde ise kokteyl menüsüyle bambaşka bir havaya bürünüyor.

⭐⭐⭐⭐⭐


☕ Princess

Kahvesi diğerleri kadar aklımızda kalmasa da konumu sayesinde güzel bir mola noktası oldu. Yürüyüş sırasında dinlenmek için tercih edilebilir.

⭐⭐⭐


Kosova’dan Ne Alınır?

Dönüş yolunda valizinizde biraz yer bırakın. Çünkü marketlerde gerçekten ilginç ürünler var. Biz marketleri gezmeyi sevdiğimiz için epey zaman geçirdik ve raflarda Türkiye’de kolay kolay bulamayacağımız birçok ürünle karşılaştık.

🛒 Ajvar

Balkan mutfağının vazgeçilmezlerinden biri. Közlenmiş kırmızı biberden hazırlanan bu sos, kahvaltıda, et yemeklerinin yanında ya da ekmeğin üzerine sürülerek tüketiliyor. Farklı acılık seviyelerinde birçok marka bulabilirsiniz.


🛒 Vegeta

Belki adını daha önce duymuş olabilirsiniz. Sebzelerden hazırlanan bu baharat karışımı Balkan mutfağında oldukça yaygın kullanılıyor. Çorbalardan et yemeklerine kadar birçok tarifte karşınıza çıkıyor.


🛒 Kosova Sucuğu

Et severler için güzel bir alternatif. Türkiye’deki sucuktan farklı bir aromaya sahip. Vakumlu paketlerde satıldığı için dönüşte götürmek de oldukça kolay.


🛒 Kuru Et

Marketlerde en çok dikkat çeken reyonlardan biri. Farklı baharatlarla hazırlanan birçok çeşit bulunuyor.


🛒 Yerel Çikolatalar ve Bisküviler

Market raflarında gezerken bizi en çok eğlendiren bölüm buydu. Türkiye’de görmediğimiz birçok farklı çikolata ve bisküvi markası vardı. Tatlı seviyorsanız birkaç paket denemenizi öneririm.


Market Fiyatları Nasıldı?

Market fiyatları genel olarak bizi şaşırttı. Euro kullanılmasına rağmen birçok temel ürünün fiyatı makuldü. Market gezmek bana göre bir ülkeyi tanımanın en eğlenceli yollarından biri. Raflara bakınca insanların kahvaltıda ne yediğini, hangi ürünleri tercih ettiğini hatta günlük yaşam alışkanlıklarını bile görebiliyorsunuz. Kosova’da da marketlerde uzun uzun dolaştık ve valize sığdırabileceğimiz ne varsa incelemeye başladık.

Son Söz

Kosova, belki Avrupa’da ilk akla gelen destinasyonlardan biri değil. Ama tam da bu yüzden sürprizlerle dolu.

Bir yanda Osmanlı’nın izlerini taşıyan taş sokaklar, diğer yanda modern bir başkent; bir yanda savaşın izlerini anlatan anıtlar, diğer yanda kahve eşliğinde saatlerce sohbet eden insanlar… Bizi en çok etkileyen şey ise ülkenin samimiyeti oldu.

Sokakta duyduğumuz Türkçe, küçük esnafın güler yüzü, kahve molalarının yavaş ritmi ve Prizren’in dingin atmosferi, bu seyahati unutulmaz kıldı. Eğer Balkanlar’a doğru bir rota planlıyorsanız, Kosova’yı sadece geçilecek bir durak olarak değil, birkaç gün ayırmaya değer bir destinasyon olarak değerlendirmenizi öneririm.

Her seyahatten geriye birkaç fotoğraf, birkaç magnet ve biraz da özlem kalıyor. Kosova’dan dönerken bizim bavulumuzda bunların yanında güzel kahvelerin tadı, Prizren’in taş sokakları ve “Bir gün yine gelir miyiz?” sorusu da vardı. Eğer Balkanlar rotanıza yeni bir durak eklemeyi düşünüyorsanız, Kosova’ya mutlaka bir şans verin. Belki siz de dönüş uçağında bizim düşündüğümüz şeyi düşünürsünüz: “Keşke bir gün daha kalsaydık.”



PINAR ILDIR ÇELT sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın